25 Kasım 2007 Pazar

Gebelikte Dengesiz Beslenme

Gebelikte dengesiz beslenme uyarısı Ankara -(AA) Türkiye'de her yıl yaklaşık 1 milyon 400 bin doğum gerçekleştiği belirtilerek, gebelik öncesi ve gebelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenmenin, anne ve bebek ölümlerine yol açan birçok sağlık sorununu beraberinde getirdiği ifade edildi.Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, gebelik öncesi ve gebelik dönemindeki beslenme şekliyle bebeğin doğum ağırlığı, beyin gelişimi ve sağlığı arasında yakın bir ilişki bulunduğu vurgulandı.Türkiye'de beslenme bozukluklarına bağlı olarak, hamile kadınlarda, demir yetersizliği anemisi (kansızlık) ile kan hücrelerinin yapımında gerekli olan folik asit yetersizliğinin görüldüğü ifade edilen açıklamada, fiziksel ve zihinsel gelişimde etkili iyot ve kemik gelişiminde rol oynayan kalsiyum yetersizliklerine de sıkça rastlanıldığına işaret edildi.Açıklamada, dünyada her yıl doğan altı bebekten birinin 2 bin 500 gramın altında ve düşük doğum ağırlığıyla doğduğu ifade edilerek, bu oranın Türkiye'de yüzde 10-12 arası olduğu belirtildi.Düşük doğum ağırlığının en önemli nedenlerinden birinin hamile kadınlarda görülen beslenme bozuklukları olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:''Gebelik döneminde bayanların enerji ve besin ögeleri gereksinimi artar. Bu ihtiyaç karşılanmadığı takdirde bebeğin büyüme ve gelişmesi için gereksinim duyulan besin ögeleri annenin kendi dokularından sağlanır. Bunun sonucunda da annede çeşitli hastalıklar ortaya çıkar ve enfeksiyonlara karşı direnç azalır.Gebelik öncesi ve gebelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme, anne açısından doğum risklerini beraberinde getirirken, gebelik zehirlenmesi ve anne ölümlerine yol açar.Bebeklerde ise fiziksel ve zihinsel gelişim geriliğine, hastalıklara yakalanma riskinde önemli oranda artışa ve ölü doğuma zemin hazırlar

Anne Sütü Astım ve Gebelik Boş Gebelik-Su Gebeliği Gebelikte Gün Aşımı Düşük Tehdidi Gebelik Belirtileri Testleri Gebelikte BeslenmeDış Gebelik Hamileliğe Hazırlık Sezeryanla Doğum Hangi Durumlarda Gereklidir Gebelik Sonrası Depresyon Tüp Bebek Yöntemi Prematüre Bebek Bebeklerde UykuGebelikte Riskler Gebelikte İlaç Yeni doğan Bebekte Sarılık Gebelik ve Sigara Parmak Emme
Doğumdan hemen sonra bebekte yapılması gereken tetkikler Bebeklerde 0-6 Ay Arası Beslenme Bebek MamasıBebek Beslenmesi evde bakım hastalıklar cinsel pozisyonlar klasik müzik ishal şizofren varis astigmat bulaşıcı hastalıklar becayiş gebelikte cinsellik evlilikte cinsellik Hemşire Forma Türkü Dinle Cinsel Sorunlar Estetik Ameliyatlar Selülit Solaryum Botoks Varis Parfüm Makyaj Cilt bakımı Cinsel Sorunlar

Gebelik Öncesi Anne Adayı Beslenmesi

Gebelik öncesi anne adayının beslenmesi nasıl olmalı? Dengeli ve sağlıklı beslenme, sağlıklı çocuk sahibi olabilmek için çok önemli. Çiftlerin sağlıklı beslenmesi yumurta ile sperm kalitesini ve döllenmeyi etkiler. Gebelik öncesi dönemde, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların gebelik süresince devam ettirilmesi çok önemli. Gebelik öncesi dönemden itibaren; temel besin gruplarının hepsinden her gün alınmasına, günde üç öğün yemek yenmesine, kalsiyum, demir ve folik asit gibi önemli vitamin ile mineralleri içeren besinlerden yeterli miktarlarda alınmasına dikkat edilmeli. Vitaminlerin en iyi kaynağı taze sebze ve meyvelerdir. Fazla pişmiş, dondurulmuş ve uzun süre bekletilmiş gıdalar vitamin kaybeder. Konservelerin çoğunun besin değeri azalır. Etlerin yenmeden hemen önce pişirilmesi daha sağlıklı. Taze sebzeler, haşlanmak yerine buharda pişirilmeli. Vejetaryen olan kadınlar yeterli miktarda protein, kalsiyum ve demir alamazlar. Bu yüzden mutlaka gebelik öncesinde protein alımını artırması ve vitamin takviyesine başlamaları gerekir. * Gebelik öncesinde vitamin kullanmaya gerek var mı? Gebelik öncesinde vitamin kullanan kadınların hekime danışarak gerekirse kullandıkları vitamin haplarını değiştirmeleri gerekebilir. Çünkü gebelik döneminde vücudun vitamin ihtiyacı değişir. Ayrıca A, C, D ve E vitaminleri yüksek dozda alındıklarında gelişmekte olan bebeğe zarar verebilirler.

Gebelikte Bebek İçin Beslenme

Hamilelik döneminde almanız gereken besin öğeleri hakkında Sema Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Keskin bilgi verdi.
GEBELİKTE PROTEİN GEREKSİNİMİ
Kaynakları: Et, süt, yumurta, su ürünleri, kuruyemişler, bakliyat ve hububatlar
Yeterli ve dengeli beslenme ile günlük protein gereksinimi karşılanabilir. Protein gereksiniminin %60’ı biyolojik değeri yüksek proteinlerden karşılanmalıdır. Hayvansal kaynaklı proteinlerin biyolojik değeri daha yüksektir. (Yumurta, et, tavuk, balık )
Bebeğin büyümesi için gebelik boyunca ortalama 950 gr kadar protein depo edilmelidir. Son 6 ayda bebeğin büyümesi hızlandığı için protein gereksinmesi de artar. Bu artış %30 kadardır ve anneden 5 gr/gün protein çekilmektedir.
GEBELİKTE DEMİR GEREKSİNİMİ
Kaynakları: Et ve türevleri, sakatat, kurubaklagiller, kuru üzüm, kuru incir, pekmez, yeşil yapraklı sebzeler
Kan değerlerinin yüksek ya da düşük olması ile tıbbi anormallikler, ölü doğum vs. gibi bazı sağlık sorunlarına yol açtığı biliniyor. Bu nedenle genç anemik olanlar başta olmak üzere tüm gebelere demir takviyesi yapılmalı.
Gebelerin demir ihtiyacı yaklaşık 1230 gramdır. Bu açıdan ortalama 1010 gr hariçten demir vermek gerekir. İyi beslenmenin yanında demir takviyesi mutlak gereklidir.
Aneminin Nedenleri:
• Artan plazma hacmi • Bebek için demir gereksinmesinin artması• Tahıla dayalı beslenme • Bağırsak parazitleri• Yaşam ve çevre koşullarının kötü olması • Sık ve kötü koşullarda doğum• Yetersiz ve dengesiz beslenmeye ilaveten aşırı çay kahve tüketimi• C vitamininin yetersiz alımı• Çoğul gebelikler, • Birbirini izleyen sık gebelikler• Gebelik kanamaları,• Gebelik bulantı ve kusmaları.
GEBELİKTE KALSİYUM GEREKSİNİMİ
Kaynakları: Süt, yoğurt, çökelek, pekmez, fındık, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
Kalsiyum kemik ve dişlerin yapısında bulunan bir mineraldir. Bebek ortalama 30 gr Kalsiyum depo eder. Diyetle yeteri kadar Kalsiyum alınmadığından artan gereksinim kemiklerden çekilerek karşılanır. Bu da kemik yumuşamasına ve diş çürüklerine neden olur.
Kalsiyum eksikliği nedenleri• Sık doğumlar, • Güneş ışınlarından yararlanamama • Hareket azlığı, • Yetersiz beslenme
Gebe kadının günlük gereksinimine ek olarak 500 mg/ gün Ca alması gerekir.
GEBELİKTE İYOT GEREKSİNİMİ
Kaynakları: Deniz ürünleri, zenginleştirilmiş tuzdur.
İyot eksikliğinde bebekte gelişme geriliği ve doğumsal anomaliler görülebilir. İyot eksikliği olan bölgelerde en uygun korunma olarak iyot eklenmiş tuz kullanımı önerilmektedir.
GEBELİKTE A VİTAMİNİ GEREKSİNİMİ
Kaynakları: Karaciğer, balık, süt, tereyağı, yumurta sarısı, ıspanak, havuç, domates, yeşil yapraklı sebzeler ve kayısıdır.
A vitamin yağda eriyen bir vitamindir. Eksikliğinde erken doğum, düşük doğum kilosu doğum ve görme kusuru oluşabilmektedir. Yetersiz alındığında demir kullanımının bozulduğu ve aneminin ortaya çıkabileceği doğrultusunda bilgiler vardır. Yüksek dozda A vitamini alan annelerine düşük, bebekte ise yarık damak, kalp hastalıkları gibi durumlara neden olabilir.
GEBELİKTE C VİTAMİNİ GEREKSİNİMİ
Kaynakları: Kuşburnu, yeşil ve kırmızıbiber, turunçgiller, domates ve patatestir.
C vitamini suda eriyen bir vitamindir. Gebelikte vücudu enfeksiyon ve toksinlere karşı korur. Besinlerde pişirme ve hazırlama sırasındaki kayıplar ile kişisel farklılıklar göz önüne alınarak 60 mg/gün C vitamini önerilmektedir.
GEBELİKTE FOLİK ASİT GEREKSİNİMİ
Kaynakları: Karaciğer, koyu yeşil yapraklı sebzeler, et, yumurta, süt ve türevleri ve tahıllardır.
Folik asit eksikliğinde düşük doğum kilosu ve sipina bifida hasatlığına yola açmaktadır. Gebelere günlük 0.4 mg folik asit önerilmektedir. Folik asit; yetersiz alımından çok besinlere uygulanan işlemler nedeni ile kayıplara uğramaktadır. Fazla alındığında ise vitamin B12 eksikliğine yol açmaktadır.
GEBELİKTE ÇİNKO GEREKSİNİMİKaynakları: Et, deniz ürünleri, süt ve türevleri, yumurtadır.
Büyüme ve gelişme protein yapısındaki enzimlerin işlevleri ve üreme için gerekli bir besin öğesidir. Yapılan araştırmalar sonunda Zn eksikliğine bağlı olarak bebekte büyüme geriliği, ölü doğumlar ve doğumsal anomalilerin görüldüğü belirtilmiştir.

Gebelikte Kilo Alma

Hamilelik süresince benimsenen beslenme düzeni, bebeğin sağlığını önemli ölçüde etkiliyor. Yapılan son araştırmalar, bu etkinin süresinin sanıldığından çok daha uzun olduğunu, yetersiz ve sağlıksız beslenmenin ise ileride kronik hastalıklara yol açtığını ortaya koyuyor. İşte bu nedenle uzmanlar uyarıyor:
“Hamilelikte beslenmeye dikkat, sağlıklı bebekler sağlıklı toplum demektir!”
Hamilelikte doğru ve dengeli beslenmek… Bu belki de bir annenin bebeği için yapacağı ilk ve en önemli yatırım. Annenin hamileliği boyunca bilinçli beslenmesinin bebeğin sağlığı üzerinde bir ömür boyu sürecek etkiler bırakabileceği, yapılan araştırmalar sayesinde artık iyice biliniyor. Ve hamilelikte doğru beslenme sağlıklı bebekler, sağlıklı bebekler sağlıklı bireyler, sağlıklı bireylerse sağlıklı toplum anlamına geliyor… Bilimsel çalışmalar, hamilelik döneminde annenin yeterli ve dengeli beslenmesinin hem annenin sağlığını uzun süre koruyacağını hem de bebeğin sağlıklı doğması ve sağlıklı gelişmesi açısından önemli sonuçlar alacağını gösteriyor. Bunun aksi, bebekte bazı anomalilere yol açabileceği gibi bebeğin ileriki yaşamında çeşitli kronik hastalıklara yakalanmasına da neden olabiliyor. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarıyla beslenme ve diyet uzmanları annenin alacağı kilonun ne fazla ne de çok az olması gerektiğini, ikisinin de sorunlara yol açabileceğini önemle vurguluyor.
Takip hamilelikten önce başlıyor
Yetersiz ve dengesiz beslenme hem anneler hem de bebekler için pek çok risk oluşturabiliyor. Peki, toplumumuzda anne adayları bu konuda ne kadar bilinçli? Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Yıldız Tunçay günümüzde çoğu kadının hamileliğini planladığını, bu planlamanın da, doktora, anneyi henüz hamile kalmadan buna hazırlama olanağı verdiğini söyleyerek yanıtlıyor bu soruyu. Op. Dr. Yıldız Tunçay, sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar artık bunu planlayarak yapıyor ve en az iki ay öncesinden uzman doktorlara başvuruyorlar. Bu başvuru sırasında yapılan muayenelerde onların sağlık durumlarıyla ilgili her türlü bilginin yanı sıra beslenme düzenlerine ait ayrıntılar da alınıyor. Genel sağlık durumu değerlendirildikten sonra onlara özel bir beslenme planı çıkarılıyor. Özellikle çok kilolu, çok zayıf ya da vejetaryen kişilerin beslenmesi üzerinde önemle duruluyor. Olabilecek sorunlara karşı tüm önlemler baştan alınıyor. Çünkü hamileliğin sağlıklı yürümesinin önemli bir koşulu da annenin sağlıklı beslenmesi ve tabii bebeğin sağlıklı gelişmesi."
Günümüzde ileri yaş gebeliklerine de oldukça sık rastlandığını ve bunlarda da mutlaka gizli şeker taraması yapıldığını söyleyen Op. Dr. Tunçay, eğer herhangi bir sağlık sorunu yoksa kadınlara hamile kalmadan iki ay önce folik asit takviyesi yapılmaya başlandığını ve koruyucu amaçla günlük 400 mikrogram folik asit takviyesinde bulunulduğunu anlatıyor. Hamilelik öncesinde çinko, folik asit ve B vitamini açısından fakir bir beslenmenin hem annenin sağlığını hem de bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceğini belirten uzman doktor, bu eksikliklerin bebeklerde sakatlığa varan sonuçların doğmasına neden olabileceğini de vurguluyor.
İdeali, beden kitle indeksine uygun kilo almak
Hamilelik boyunca kaç kilo almalı? Acıbadem Kocaeli Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan Alataş, bu sorunun doğru yanıtının beden kitle indeksine uygun kilo almak olduğunu söylüyor. Yani annenin hamile kaldığı zamanda zayıf, kilolu ya da obez oluşu alması gereken kiloyu doğrudan etkiliyor. Beden kitle indeksi 20’nin altında olan anneler 18 kg’ye kadar kilo alabilirler. Beden kitle indeksi 20-26 arası olan normal kilodaki anne adayları için ideali 12-16 kg arası almak. Ancak bu rakam fazla kilolu annelerde 7'ye kadar düşebiliyor. Normal kilodaki annelere, birinci trimester yani ilk üç aylık dönemde 1 ile 3.5 kilo arası almaları öneriliyor. Bundan sonraysa haftada yaklaşık 400 gram almaları uygun bulunuyor. Kilo fazlası olan annelerin, birinci trimesterı kilo almadan tamamlamaları ardından haftada en fazla 300 gram almaları gerekiyor. Canan Alataş’ın vurguladığı ve üzerinde özellikle durduğu bir nokta da, hamilelerin mutlaka tavsiye edilen miktarda kilo almalarının gerektiği. Bazı anne adaylarının, fazla kilo almaktan estetik kaygılarla çekindiğini belirten Alataş, bunun çok yanlış olduğunu, gereken miktarda kilo almanın bebeğin gelişimi ve emzirme dönemi için önem taşıdığını da hatırlatıyor.
Sağlıklı beslenme, uzmanla planlanmalı
Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şengül Sangu Talak, hamilenin bir beslenme uzmanı tarafından takip edilmesinin tüm toplum sağlığını etkileyen çok önemli bir koruyucu hekimlik uygulaması olduğunu söylüyor. Talak’a göre, ideal olanın 12. haftadan itibaren bir diyetisyene başvurulması ve anne adayının ayrıntılı bilgileri alındıktan sonra, ayda bir kontrollerle tüm hamileliğin izlenmesi. Şengül Sangu Talak, bu takiplerde amaçlarının tüm besin grupları açısından zengin bir beslenmeyi ön plana çıkarmak ve hamilelik boyunca ihtiyaç duyulan, minerallerden vitaminlere, tüm besin öğelerinin alınmasını sağlamak olduğunu da sözlerine ekliyor.
Uzmanlara göre, hamilelik boyunca alınması gereken enerji miktarı 2200-2500 kalori civarında olmalı. Ve bu enerji ihtiyacının karşılanması için tüm besin gruplarından tüketilmeli. Yani anne adayı, süt grubu, et grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve tahıl grubu ve yağ grubu gibi başlıca besin gruplarının hepsinden uzman doktor ve diyetisyeninin tavsiye ettiği oranlarda tüketmeli. Bu dönemde, kalsiyum, demir ve çinko gibi minerallerin, B12, A, C ve D vitaminlerin ve folik asit tüketiminin önemi de artıyor. Dolayısıyla bu gibi mineral ve vitaminler açısından zengin besin kaynaklarının tüketimi de büyük önem kazanıyor. Anne adayları, bu mineral ve vitaminleri tükettikleri gıdalardan alabilecekleri gibi, doktorlarının vereceği besin takviyeleriyle de alabiliyorlar. Besin ve vitamin takviyelerini doktor tavsiyesiyle almak çok önemli çünkü bazı vitaminler vücuttan atılmıyor ve bunların vücutta birikmesi olumsuz sonuçların doğmasına yol açabiliyor. Örneğin aşırı miktarda A ve D vitamini tüketiminden sakınmak gerekiyor. Özellikle fazla A vitamini alımı bebeklerde sakatlıklara yol açabiliyor.
Tüm hamilelere hamileliğin 2. yarısından itibaren diyete ek olarak demir takviyesi yapılması öneriliyor. Bu, aynı zamanda, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği tek besin takviyesi.
Aşırı bulantının sorun olmaması için…
Aşırı bulantı ve kusma, annelerin hayatlarının en güzel dönemlerinden birisi olan hamileliğin tadını çıkarmasının önünde duran önemli engellerden olabiliyor. Nedeni kesin olarak bilinmeyen ve “hiperemezis gravidarum” olarak adlandırılan bu bulantı ve kusmalar, 1000 anne adayından 1-10 kadarında görülebiliyor. Özellikle ilk üç aylık periyotta görülen bulantılar, bazen sadece hayat konforunu bozabildiği gibi bazen annenin ve bebeğin hayatını tehdit edebilecek düzeyde olabiliyor. Genellikle sabahları daha şiddetli olan bulantılar için uzmanların önerisi, uyandıktan sonra yataktan kalkmadan önce kraker gibi kuru ve tuzlu besinler tüketerek bir süre beklemek. Öğün sayısını artırmak, sık aralıklarla yemek, yemek aralarında yeterli sıvı almak, mide bulantısını tetikleyen kokulardan uzak durmak da uzmanların bulantıdan şikâyeti olan anne adaylarına verdiği diğer önerilerden. Peki ya, bulantı ve kusma geçmiyor hatta daha da şiddetleniyorsa? Bu durumda uzman hekim tarafından bulantı önleyici “antiemetik” ilaçlar verilebiliyor. Eğer, anne adayının genel durumu bu nedenle bozulabiliyorsa hastanede serumla destek sıvı, şeker ve B6 vitamini takviyesi de uygulanabiliyor.
Uzmanların anne adaylarına önerileri…
Sağlıklı bir hamilelik geçirme ve sağlıklı bir bebeğe sahip olmada bilinçli beslenmenin önemi büyük. Bunun için, her zaman, uzmanların önerilerine kulak vermekte yarar var. Bakın uzmanlar yapmanız ve yapmamanız gerekenler konusunda neler söylüyor:
Bunları yapın:
• Zengin kalsiyum kaynağı olan süt, yoğurt ve peynir tüketin.
• Her gün 1 adet yumurta ya da 1 porsiyon etli sebze, kuru baklagil yemeye özen gösterin.
• Kuru baklagil ve bulgur karışımı yemekleri C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerle beraber tüketin.
• Zengin vitamin kaynağı olan taze, sebze ve meyveleri düzenli olarak her gün yiyin.
• Sebzelerin, makarna ve kuru baklagillerin haşlama sularını dökmeyin, bunları değerlendirin.
• Şeker yerine demir açısından zengin olan pekmezi seçin.
• Yiyecekleri hazırlarken ellerinizin temizliğine büyük özen gösterin. Sebze ve meyveleri iyice yıkayın, gerekirse sirkeli suda bekletin.
Bunları yapmayın:
• Kansızlığı önlemek amacıyla yemeklerle birlikte çay içmeyin, eğer çok içmek istiyorsanız yemekten 1-2 saat sonra ve açık olarak tercih edin.
• Hazır meyve suları, kolalı ve gazlı içecekleri mümkünse hiç tüketmeyin. Taze meyve suyu yerine meyvenin kendisini yemeyi seçin.
• Çiğ ve füme et ve balıkları, katkı maddeleriyle hazırlanmış salam, sucuk ve sosisleri hatta hazır gıdaları yemeyin.
• Kafeinli içecekleri (kahve ve çay) günde en fazla 2 bardakla sınırlayın, mümkünse hiç içmeyin.
• Sigara ve alkolü tamamen unutun. Sigara dumanı olan yerlerde bulunmayın

Gebelik İçin Önerilen Günlük Besin

Sabah Kahvaltısı
1 su bardağı süt (200 cl)Beyaz peynir (1-2 kibrit kutusu kadar) 30-60 gr1 yumurta1 dilim ekmekŞeker 15-30 gr.
Öğle Yemeği
1 porsiyon et(Izgara-haşlama) 200 gr.1 porsiyon sebze (200 gr.)½ su bardağı yoğurt 100 gr.1 porsiyon meyva 200-250 gr.
Akşam Üzeri Kahvaltısı
1 Su bardağı süt 200 cc.
Akşam Yemeği
1 porsiyon et veya balık (200 gr.)1 porsiyon sebze 200 gr.1 dilim ekmek 50 gr.1 su bardağı meyva suyu.

Gebelikte Beslenme Hastalıkları

Gebelik süresince beslenmeye bağlı olan bazı rahatsızlıklar görülebilir.
Bunlar genellikle rahatsız edici semptomlar olmakla birlikte hamileliğin iyi neticelenmesini engelleyecek derecede değildirler. Yine de bunları kendi doktorunuzla görüşmeniz gerekir.
Bulantı
Gebeliğin ilk aylarında sıklıkla rastlanan bu rahatsızlık gastrik aktiviyeti etkileyen hormonal değişimlere bağlıdır. Bu değişiklikler kimi zaman kusmaya ve bazı gıdalardan tiksintiye yol açabilir. Böyle bir tiksinti oluşursa bu gıdalar için zorlanmayıp başka gıdalara geçilmesi gerekir.
Küçük ve sık öğünlerden oluşan hafif diyet, gastrik aktiviteyi azaltarak hazım müddetini kısaltır. Bu nedenle gün içinde dağıtılmış 5, hatta 6 küçük öğünle beslenilmesi tavsiye edilir.
Sadece ender durumlarda ve kendi doktorunuzun isteği doğrultusunda ilaca başvurmanız gerekebilir.
Mide Yanması
Bu rahatsızlık da hamilelikte sık görülür ve özellikle de büyüyen rahmin midede sıkışmaya yol açması nedeniyle tüm hamilelik müddetince devam edebilir. Bu durum için de küçük ve sık öğünler halinde beslenilmesi tavsiye edilir.
Kabızlık
Gebelikte hormonal faktörlere bağlı olarak barsak motilitesi (hareketliliği) azalmaktadır. Bu nedenle gebe kadınlara kepekli ekmek, hububat, meyva, çiğ ve pişmiş sebzeler gibi lif açısından zengin gıdaları bol miktarda almaları tavsiye edilir. Kabızlığa yönelik ilaçların kullanıımı ise tavsiye edilmez.
Kilonuzu Kontrol Edin

Lifli Besinlerin Faydaları

Kalp hastalıkları ve barsak kanserlerinin beslenme ile olan ilgileri, bir çok araştırmaya konu olmaktadır. Atheroskleroz (damar kireçlenmesi) içim en önemli yapıcı faktörler doymuş yağların alınması (çoğunlukla hayvansal yağlar, katı yağlar), kolesterol alınması ve şişmanlıktır. Atheroskleroz, kalp damarlarını tıkayarak kalp krizine neden olan bir durumdur. Yapılacak iyi bir rejimle kan kolesterol seviyeleri %15 kadar düşürülebilir. Özellikle liften zengin karbon hidratlı besinlerin günlük kalori alımında kullanılmasının kolesterolü daha da düşürücü etkileri gözlenmiştir. Lifler sindirim sistemimiz tarafından sindirilemeyen ve genelde bitkisel hücrelerin duvarlarını oluşturan selüloz, hemiselüloz, pectin, lignin gibi maddelerden oluşur. Lifli (posalı) besinlerin ortak özellikleri, su emmeleri ve şişmeleridir. Yüksek miktarda su tutabilen pectin, psyllium, gums gibi lifler çözünebilir lifler olarak adlandırılırlar. Lifli besinler bağırsaklarda sindirilemedikleri gibi ayrıca suda tutarak hacim oluştururlar. bağırsakların içi dolu iken içindekileri uzaklaştırmak için çalışma hızı ve itme gücü artar. Lifsiz besinler bazen bağırsaklarda 24 saatten fazla atılmadan dururlarsa da lifli besinler 24 saat içinde vücut dışına atılırlar. Bu çalışma ve bağırsaklardaki doluluk barsak kanserlerinin oluşumunu engellediği bilinmektedir. En çok lif içeren besinlerin başında tahıllar gelir. Yulaf en çok çözünebilen lif içeren tahıldır. Arpada çok lif içerirse de bu lifler çözünmeyen cinstedirler. Liflerin kan kolesterolü üzerine etkisinin, liflerdeki bazı polisakkaritlerin (karbonhidrat) bağırsaklardan kolesterolün emilimini engellemesi ile olduğunu ayrıca beta-glukan isimli bir maddenin de hayvanlarda kolesterol seviyesini düşürdüğü gösterilmiştir. Yulaf ve arpadaki amino asit oranlarının da kolesterolü düşürücü etkisi olduğu düşünülmektedir. (Arginine/lysine oranı). Yapılan metabolik çalışmalar besinlerine yulaf, arpa gibi tahılları ekleyenlerde ve yağ alımını durduranlarda kan kolesterol seviyesinin %15 lere kadar düştüğünü göstermiştir. Bu beslenme rejimine pectin ve bazı bitkisel reçinleri katanlarda %10 daha da düşebilmektedir. Ancak bu durumda sindirim sistemine ait bazı şikayetler görülebilmektedir. Beslenmede liflerin çoğalması kalp hastalıkları ve kalp krizi riskinde ciddi azalmalara neden olmaktadır. Kollesterol üzerindeki liflerin etkisinin ne miktarlarda görüleceği konusunda çalışmalar sürmektedir. Günde 56gr. yulaf alınmasının bu etkiyi sağladığı gösterilmiştir. Amerikan Kalp Derneği Psyllium (Pakistan -Hindistan 'da yetişen taneli bir bitki) dan günde 2 kez alınmasının kolesterolü en çok düşüren yaklaşım olduğunu kabul etmişler ve kendi hastalarına 1.aşama diyeti olarak önermektedirler. Devam eden araştırmalarda pectin, soya lifi, bezelye lifi, mısır kepeğinin de kan LDL kolesterol seviyelerinde %7 - 8 oranında düşmeye neden oldukları gösterildi. Aşırı miktarda lif alınması bağırsaklardan mineral emilimini bozabilmekte ve yumuşak dışkılamaya neden olabilmektedir. Bol meyve, sebze ve tahılı besinleri ile alan kişilerde Kalp hastalıklarının daha az görüldüğü bilinmektedir. Erişkinler için önerilen günlük lif miktarı 25 - 30 gr. dır

Gebelikte Alınmaması Gereken Besinler

Kahve ve çaylar:
Kahve içme alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmelisiniz. Günde bir fincan ya da maksimum iki fincan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda kafeinin (günde 10 fincan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir.
Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teofilin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 fincandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden gebelikte çay tüketiminin de günde iki fincan ile kısıtlanması gerektiğine inanmaktayım.
Suni tatlandırıcılar:
Suni tatlandırıcılar içlerinde genellikle aspartam adlı bir madde içerirler. Bu maddenin gebelikte kullanımında bir sakınca bulunmamıştır. Ancak fenilketonüri (doğumsal bir aminoasit metabolizma bozukluğu) tanısı konmuş anne adaylarının bu tatlandırıcıları doktorlarına danışarak kullanmaları gerekir.
Alkol kullanımı:
Alkol diğer bir bölümün konusu olmasına rağmen burada özet olarak değinmek gerekir: Alkol bebek üzerinde gelişimsel kusurlar yaratabilen bir madde olduğundan ve bu kusurları yaratan günlük dozun alt sınırı belirlenemediğinden, gebelikte kullanılmaması gereken bir maddedir.
Gebelikte alkol kullanımı
Sigara kullanımı:
Sigara kullanımı da ayrı bir bölümün konusu olmasına rağmen beslenmeyle yakın ilişkisi yüzünden burada da değinmek gerekir: Sigara verdiği tüm zararların dışında iştahı da kesen maddeler içerir. Sigarayı mümkün olduğunca azaltmak mutlaka olumlu etkiler yaratır, ancak bilinçli bir anne adayının gebelik döneminde sigaradan ve sigara içilen yerlerden tümüyle uzak durması gerekir.
Gebelikte sigara kullanımı
Tuz kullanımı:
Yıllar boyu anne adaylarına hekimler tarafından tuzsuz diyet önerilmiştir. Bunun altında yatan düşünce de preeklampsi gelişiminde vücutta tuz ve su tutulmasının birincil mekanizma olduğu, tuz alımı durdurulduğunda bu normaldışı durumun gelişmeyeceği varsayımıydı. Günümüzde bu uygulama artık kabul görmemektedir. Gebelikte vücutta sıvı tutulması gebeliğin normal seyrinin bir parçasıdır ve bu sürecin kesintiye uğraması sakıncalıdır. Preeklampside ani kilo alımı ve sıvı tutulması tuz alımıyla ilgili değildir. Bu yüzden anne adaylarının yemeklerine yeterince tuz katmalarında bir sakınca yoktur.
Preeklampsi gelişimini engellemek için önceleri anne adaylarına hekimler tarafından diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar neredeyse rutin olarak verilmekteydi. Ancak bu ilaçlar da sıvı ve elektrolit dengesini bozduklarından gelişmesi muhtemel problemleri önlemek bir yana, tümüyle normal seyreden bir gebelikte bile sıvı-elektrolit dengesizlikleri oluşmasına neden olabilirler.
Anne adaylarının gebelikte artmış iyot ihtiyacını karşılamak amacıyla iyotlu tuz kullanmaları önerilir.
Sıvılar:
Gebelikte vücudun sıvı miktarı artar ve kan hacmi yaklaşık %50 oranında genişler. Amnios sıvısı da yaklaşık olarak üç saatte bir tümüyle yenilenir. Bu nedenle anne adayının vücudundaki sıvı dengesi çok önemlidir. Anne adaylarının günde en az iki litre sıvı almaları gerekir.

Gebelikte Alınması Gereken Besinler

Vitaminler...(?)
Gebelikte bazı özel durumlar hariç düzenli vitamin kullanımı gereksizdir. Gebelik dönemi boyunca ihtiyaç duyduğunuz vitaminlerin tümü düzenli beslenme yoluyla alınabilir ve doğru olanı da budur. Şu ana kadar varlığı saptanmış vitaminler dışında vücudun kullandığı çok sayıda vitamin vardır ve bunlar keşfedilmeyi beklemektedir. Düzensiz beslenip vitamin ilaçlarına güvendiğinizde gerekli olan ihtiyacınızın tümüyle karşılanmadığından emin olabilirsiniz. Ancak erken gebelik dönemindeki şiddetli bulantı ve kusmalarda ve ileri derecede beslenme yetersizliği gösteren anne adaylarında ise düzenli beslenmeye ek olarak vitamin tedavisi elbette vermekteyiz.
DEMİR!
Kan yapımında önemli yeri olan demir için ise farklı şeyler söylenebilir: Ne kadar demir içeriği yüksek besinlerle beslenirseniz beslenin, gebelikte ihtiyaç duyduğunuz demiri alabilmek için belli bir gebelik haftasından sonra (genellikle gebeliğin ikinci yarısından itibaren) düzenli olarak demir içeren ilaçlar kullanmalısınız.
Alacağınız demirin bebeğinizin demir depolarının oluşmasındaki önemini unutmayın.
Tüm bu demir ihtiyacının besinlerden karşılanabilmesi için alınması gerekli besin miktarı normalden fazla kalori içerir ve bu yüzden uygun bir beslenme biçimi değildir.
İkiz ve çoğul gebelik taşıyan, kansızlık bulguları gösteren, ya da gebeliğin sonlarına gelmiş olmasına rağmen demir ilaçları kullanmamış anne adaylarında daha yüksek dozlarda demir tedavisi gerekebilir.
Gebelikte günlük öğün sayınızı en az beş olacak şekilde tekrar ayarlayın.
Burada amaç midenin aşırı dolmasını ve size rahatsızlık vermesini engellemektir. Toplam alacağınız gıdayı üç öğün yerine beş ya da daha fazla öğünde yemek, erken gebelikte bulantı şikayetlerinizi engellemede, gebeliğin geç dönemlerinde de mide yanması ve şişkinlik şikayetlerinizi önlemede yardımcı olacaktır.
Su her ne kadar öyle gözükmese de aslında temel bir besin maddesidir.
Suyu ve sıvı içeren gıdaları gebelik öncesi döneme göre daha fazla miktarlarda almanız kabızlık yaşamanızı engellemeye yardımcı olacak ve özellikle yaz aylarında halsizlik şikayetlerinizin azalmasını sağlayacaktır. İdrar renginizin açık sarıdan daha koyu sarı bir renkte olması (idrar yolu enfeksiyonunuz yoksa) sıvı alımınızın yetersiz olduğunun habercisidir. Günlük aldığınız sıvıları yemekler arasında almanız, midenizin aşırı dolmasını engellemeye önemli katkılarda bulunur.

Gebelik Dönemi İçin Beslenme Tavsiyeleri

Ailenizi genişletmeye karar verdiniz, hamile kalmayı düşünüyorsunuz. İşte size hem diğer aile fertlerinin hem de sizin için beslenmenin püf noktalarını içeren bir rehber: Besin Çeşitliliğine dikkat edin: Yiyeceklerinizin çeşitlendirilmesi, beslenmeden elde edeceğiniz faydanın maksimuma çıkarılabilmesi için gereklidir. Hem ana grup gıdalar arasında, hem de gruplar içinde değişik yiyecekler yemeye gayret gösterin. Besin Piramidi size yiyecekler arasında yapacağınız değişikliklerde faydalı olabilmek amacı ile geliştirilmiştir. Buradaki yiyecek değişim tablolarının da yardımı ile beslenmenizi çeşitlendirin. Sağlıklı kilo ve Egzersiz: Sağlıklı kilonun korunması hem birçok hastalığın önlenebilmesi, hem de gebeliğin sağlıklı olabilmesi ve korunabilmesi için önemlidir. Çok fazla zayıflık ta, çok fazla şişmanlık ta başarılı bir hamilelik şansını tehlikeye atar. Sağlıklı kilo herkes için standart değildir. Gebe kalmadan önce ideal kilonuz için doktorunuza danışmanız önemlidir. Kilo değişiklikleri ani olmamalı, uygun bir süreye dağılmalıdır. Bu konuda doktorunuzdan yardım alın. Bol Miktarda Meyve, Sebze ve Tahıl Tüketin: Sağlıklı beslenmenin temel taşları meyve , sebze ve tahıllardır.Bu gruptaki besinler lifler ve yaşam için zorunlu vitamin ve mineraller açısından çok zengindirler.Aynı zamanda birçok çalışmanın sağlık açısından önemini gösterdiği fitokimyasallar açısından zengindirler. Bu yiyecek grupları içinde değişiklikler yapmak önemlidir. Çünkü bu gruptaki değişik besinlerde farklı maddeler bulunur. Hamileliğin ilk dönemlerinde çok gerekli olan Folik Asid bakla, yeşil lifli sebzeler, karnabahar, brokoli ve taneli tahıllarda bulunur.C Vitamini meyveler (özellikle turunçgiller), domates, biber ve yeşil sebzelerde bulunur. B6 Vitamini patates, muz ve bütün tahıllarda bulunur.Beta Karoten koyu yeşil ve koyu sarı sebzelerde bol miktarlarda bulunur. Sature Yağ ve Kolesterolü düşük yiyecekler yiyin:Yağlar vücuttaki bazı hücrelerin yapımında ve vitaminlerin emiliminde önemli rol oynarlar. Ancak sature yağlar ve kolesterol gibi bazı yağ grupları obesite ve arterioskleroz gibi bazı kronik hastalıkların oluşmasına sebep olabilirler. Obesite, arterioskleroz ve kronik hastalıklar döllenme yeteneğini etkiler ve hamilelikteki riskleri arttırır. Genel tavsiye yiyeceklerle alınan yağın toplam kalorinin % 30 unun üzerinde olmamasıdır.Diyetle alınan üç tip yağ vardır: Sature, poliansature ve monoansature yağlar. Sature yağlar toplam kalorinin % 10 unu geçmemelidir. Bu yağ tipi damar tıkanıklığından sorumlu tutulmaktadır. Hayvansal gıdaların çok fazla tüketilmesi kan kolesterol düzeylerini arttıracaktır. Bütün hayvansal gıdalar, özelliklede yumurta sarısı, karaciğer ve diğer sakatatlar kolesterol içermektedir. Günde 300 mg ın altında kolesterol alınması önerilmektedir. Yiyeceklerinizdeki Şeker Oranını Ilımlı Düzeylerde Tutun: Aşırı şekerli yiyecekler dişlerde çürümelere yol açacaklardır. Ayrıca pastalar, tatlılar gibi şekerli yiyecekler ideal kilonuzu korumanız açısından tehlike oluşturacaklardır. Sağlıklı bir gebelik için şeker tüketiminizi ılımlı düzeylerde tutmalısınız. Yiyeceklerinizdeki Tuz ve Sodyum Oranını Ilımlı Düzeylerde Tutun: Çoğu kişilerde tüketilen aşırı tuz hipertansiyona sebep olmaktadır. Hipertansiyon kalp krizi riskini arttırmaktadır. Hamile kalmak isteyen kadınlarda hipertansiyonun oluşması hamilelik esnasındaki riskleri arttırır.Genellikle günlük sodyum alımının 2400 mg ile sınırlandırılması önerilmektedir.( 1/4 çay kaşığı tuz 500 mg sodyum içermektedir) Yediğimiz birçok yiyecekte ve tuzda sodyum bulunmaktadır. Özellikle konservelerde ve hazır gıdalarda sodyum oranları yüksektir. Bu yüzden yiyeceklerin etiketlerini mutlaka okuyun ve tuzdan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın. Lifli Yiyecekler Tüketin: Lifli yiyecekler sağlıklı yaşam için önemlidir. Sindirimi kolaylaştırırlar, bazı kanserlerin oluşumunu önlerler, kan şekeri ve kolesterol düzeylerini dengelerler. Genellikle yaşa bağlı olarak günlük 20-35 gr besinsel lif tüketilmesi önerilmektedir. Eğer bu düzeylerde besinsel lif tüketmeye karar verdiyseniz bunu aşamalı olarak arttırın ve 8 fincan sıvı almaya özen gösterin. Çözünebilir ve çözünemez olmak üzere iki tip besinsel lif vardır ve her ikisi de sağlık açısından önemlidir. Çözünemez lifler bütün tahıllar, taze meyve ve sebzede bulunur. Çözünebilir lifler ise kuru fasulye, bakla, yulaf, arpa , patates, elma ve armutta bolca bulunur.Genellikle bu besinler her iki tip lifi de farklı miktarlarda içerirler. Alkol Tüketiminizi Sınırlandırın veya kesin: Hamileliği planlayan bir ailede hem anne hem de baba adayı alkol tüketimini sınırlandırmalıdır. Alkol tüketimi doğacak bebeğinizde ciddi doğumsal bozukluklara sebep olabilir. Alkol boşuna alınan kaloridir ve besin dengenizi bozar. Fazla alınan alkol şişmanlık, hipertansiyon ve birçok sağlık problemlerine yol açabilir. Kafein Tüketiminizi Sınırlandırın: Kafein ile kronik hastalıklar arasında direk bir ilişki açıkça saptanamamıştır. Ancak fazla miktarlarda alınan kafeinin sağlık üzerine bazı olumsuz etkileri vardır. Her kişinin kafeine karşı toleransı değişiktir. Genellikle çok kişi günlük 500 mg ın üzerindeki kafeini (3-4 küçük fincan kahve) tolere edemez. Bu tip kadınların hamileliklerinde kafein miktarını azaltmaları önerilir. Kafein merkezi sinir sistemi üzerine etkili olarak aşırı gerginlik ve dikkat dağınıklığına sebep olabilir. Hamileliği planlayan ailelerde hem anne hem de baba adayının kafein alması gerginliğe sebep olabileceğinden ve bu da döllenme yeteneğini etkileyebileceğinden sınırlandırılmalıdır. Kafeinin bırakılması esnasında baş ağrısı ve yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkabilir. 2-4 haftalık bir sürede kademeli olarak bırakmak bu belirtilerin aşılmasında faydalı olabilir.